Avustralya'da, toprakta gömülü minik kristaller zamanın izlerini saklıyor. Uzaydan gelen ışınlarla işaretlenmiş olan bu kristaller, doğal bir saat oluşturuyor. Bilim insanları bu sayede kıtanın eski manzaralarının tarihini yeniden ortaya çıkarıyor.
Son birkaç yıldır, bilim insanları evrenin görünmeyen unsurlarına daha fazla güvenerek Dünya'nın tarihini anlamaya çalışıyor. Kozmik ışınlar, uzaydan gelen bu parçacıklar, son birkaç keşifte merkezi bir rol oynuyor. Avustralya'da, çok eski taşlar Ay'ın oluşumu gibi gizemleri aydınlatmaya yardımcı oldu. Diğer çalışmalar, ışınların bıraktığı izleri kullanarak, kara manzaralarının evrimi gibi daha eski olayları keşfetmeye çalışıyor.
PNAS dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, Avustralya topraklarında gömülü bazı minerallerin doğal bir saat olarak hizmet edebileceğini gösteriyor. Araştırmacılar, Nullarbor Düzlüğü'nden çıkarılan zirkon kristallerini analiz etti ve bu kristallerin milyonlarca yıl boyunca uzaydan gelen parçacıklarla işaretlendiğini belirledi. Bu süreç, yüzeyde maruz kaldıkça yavaşça biriken nadir bir gaz olan kozmik kriptonun oluşumuna neden oldu. Bilim insanları, bu gazın miktarını ölçerek, kristallerin ne kadar süre yüzeyde kaldığını ve ardından tortularla kaplandığını belirleyebiliyorlar.
Kozmik Işınlarla Bombardman Edilen Zirkon Kristalleri Avustralya Manzarasının Gizli Tarihini Ortaya Çıkarıyor
Araştırmalarında, bilim insanları binlerce zirkon tanesindeki hapsettiği kriptonu serbest bırakmak için bir lazer kullandıklarını açıklıyorlar. Algılanan gaz miktarı, bu kristallerin ne kadar süre yüzeyde kaldığını hesaplamaya olanak tanıyor. Sonuçlar, yaklaşık 40 milyon yıl önce bazı manzaraların çok yavaş bir erozyona uğradığını, bunun da milyon yılda bir metreden daha az olduğunu gösteriyor. O dönemde, Avustralya'nın güneyi tropikal ormanlarla kaplıydı; günümüzde bildiğimiz kurak ovalardan oldukça uzaktı.
Tortuların analizi, zirkon taneciklerinin köken bölgesinden mevcut gömülme alanına göç etmesinin yaklaşık 1,6 milyon yıl sürdüğünü gösteriyor. Bu yavaş hareket, daha kırılgan minerallerin ortadan kaldırılmasıyla birlikte, zengin zirkon yataklarının oluşmasına olanak tanıdı.
Bu doğal filtrasyon, bölgenin bugün dünyadaki en büyük zirkon madenine ev sahipliği yapmasının nedenlerinden birini açıklıyor. Bu mineral, günlük seramiklerde yaygın olarak kullanılıyor. Bu “kozmik saat” sayesinde, araştırmacılar artık kara manzaralarının dönüşümlerini izlemek için yeni bir araca sahipler, bu da geleneksel yöntemlerin çok ötesinde zaman ölçeklerinde gerçekleşiyor.
Yorumlar
(2 Yorum)